Biraz yavaşlayalım mı?

Allahım;
Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için CESARET,
Değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için SABIR,
İkisinin arasındaki farkı bilmek için AKIL, ver.

Bu söz mailinize ya da kullandığınız sosyal ağların akış sayfasına muhakkak düşmüştür. Öncellikle sizleri hayal kırıklığına uğrattığım için özür dilerim ama bu cümleler zannettiğiniz gibi Hz. Mevlana ‘nın ya da Hz. Ali ‘nin ağzından / kaleminden çıkmış değil.

growing_flowers-wide
Güzel bir duvarkağıdı olabilir

Bu söz  Ayşe Arman‘ ın veya NTVMSNBC ‘nin kişisel gelişim uzmanı konuk yazarının dediği gibi Hititlilerin “Yavaşlatma Duasının” son parçası da değil, hatta o şiir de aslında Hititlilerin bir duası da değil(miş) . Bir banka ile yaptığımız kritik bir toplantı sonrasında İstanbul’dan dönerken daldığım düşünceler bir şekilde sonra bu şiire ulaşmama sebep oldu. İroni şu ki tam o anda TEM otoyolunda bir virajı 180 km hızla dönüyordum ve kafamda atlardan, arabalara, topraktan, asfalta, betona, vahşileşen ve hızlanan hayatımız vardı. Ne için mücadele ettiğimizi sorguluyordum. Babam arkadan omzuma dokundu, yavaşladım. 

Aşağıda Wilfred A. Peterson ‘ın “Yavaşlat Beni Tanrım” şiiri var. Orjinalini de buradan okuyabilirsiniz.

Tanrım beni yavaşlat,
Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir
Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele…
Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver.
Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği, belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.
Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol…
Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret; bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı, güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret…
Her gün bana kaplumbağa ve tavşanın masalını hatırlat. hatırlat ki, yarısı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yasamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim…
Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla.Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır…
Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardim et.
Yardim et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlıklı olarak yükseleyim.

Gelelim en baştaki söze;

serenity-prayer

Öyle ya da böyle mutluluk ve başarıya giden yol kendini tanımaktan, ne istediğini bilmekten, huy olmuş öğrenilmiş çaresizlikleri bastırabilmekten ya da alternatif huy geliştirip onu irade ile baskın kılabilmekten geçiyor. Bunları gerçekleştirebilmek için de önce değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabul etmemiz gerekiyor. Gelecekten kaygılanmayı bırakıp, anın hakkını vermeye başladığınızda birşeyler daha güzel olmaya başlıyor. Arzu ettiğiniz şeyler siz sürekli o yöne bakmayı  bıraktığınızda size yaklaşmaya başlıyor (Holstee Manifestosu)

Truman bir yalanı hayat diye yaşadı
Truman bir yalanı hayat diye yaşadı

Bunu başardığınızda herhangi bir adam bile herkesi yenip,  tüm dünyayı değiştirebiliyor.  Ama önce acı gerçekle yüzleşmeye hazır olabilmek ve vakti geldiğinde bazı şeyleri daha farklı ve tutkulu yapmak gerekebiliyor. Truman durakladı, etrafındaki bazı işaretlere ve detaylara odaklandı ardından tüm hayatının koca bir yalan olduğunu aslında bir tv showunda yaşadığını anladı, seti terk etti ve özgür kaldı. Lincoln, rüya görmeye başladı, rutini bozdu,  Ada ‘nın  acımasız bir aldatmaca ve Ada’daki herkesin ölüsünün aslında dirisinden daha değerli olduğunu öğrendi çünkü onlar başkaları yaşamaya devam edebilsin diye yaşamaya devam edenlerdendi. Jordan’ı da aldı kaçtı. Ancak ne için mücadele verdiğimizi ve kimlerde ne etki bıraktığımızı da sorgulamadan bu yolları geçmemek lazım. Dünyayı değiştiren adamın insanlarda açığa çıkardığı şey; aç gözlülük ve savurganlık gibi basit ama en ölümcül günahlar olabiliyor. Ve tüm dünyayı yenen adam bir hastalığa yenilip bu dünyadan göç edebiliyor. (Steve Jobs Üzerine)

Önümüzdeki haftalarda bu yazının devamında değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabul edebilmek ve problem zamanlarında derdi daha da büyütmemek üzerine biraz kafa yoruyor olacağım.