Teknoloji dünyası geçtiğimiz günlerde Steve Jobs ‘ın ölümü ile sarsıldı. Pankreas kanseri ile boğuşan Apple ‘ın efsanevi CEO ‘su dinlenmek için görevini Tim Cook ‘a devretmişti. Apple ‘ın 4 Ekimdeki iPhone 4S ‘in lansmanının hemen ardından, 5 Ekim’de kamuoyu Steve Jobs ‘ın ölüm haberini aldı. Bu ölümün lansmandan önce gerçekleşmiş olduğu ama kamuoyuna duyrulmadığı da düşünülüyor. Haber tüm dünyada milyarlarca insanın üzülmesine sebep oldu.
Steve Jobs 5 Ekim 2011 'de Vefat Etti
Steve Jobs, geçmiş yıllarındaki başarısız yönetiminden sonra kendi kurduğu şirketten kovulmuştu. Hayat hikayesini anlattığı Stanford konuşmasını muhtemelen onlarca defa izlemişsinizdir. Ardından gürültülü şekilde geri dönerek önce güçlü ve premium MAC bilgisayarları ile sonra da iPod ile başlayan ve devrim niteliğindeki ürün iPhone ile devam eden müthiş bir başarı öyküsünün sahibi oldu.
Tüm dünyayı saran Apple fanatikliğinin insanoğlunun acziyetinden beslenen ve kontrol edemedikleri içgüdülerinin asil olmayan bir şekilde, ticari sebepler için yönlendirilmesinden kaynaklandığı için insanlığın kendisine bir hakaret olduğunu düşünsem de, telekom sektöründe mobil data kullanımın efsanevi boyutlara çıkmasının ve bu oranlarının her geçen gün üstel bir oranla artmasının en büyük tetikleyicisi muhakkak Steve Jobs ve Apple ürünleri olmuştur. Kendisi neredeyse var olmayan bir pazarı sıfırdan kurmuş ve operatör/servis sağlayıcı, yazılım geliştirici, donanımcıların gelirlerinin çok çok milyar dolarlara çıkmasını sağlamıştır. Yani iPhone ve diğer Apple ürünleri teknolojinin kullanıcı ile bir bağ kurabilmesini o ya da bu şekilde sağlamış ve birçok sektörün gelir açısından ilerlemesine neden olmuştur. Sıfırdan ve tek başına …
Acaba gerçekten öyle miydi? Bu başarının arkasındaki tek isim Steve Jobs mıydı ya da diğer bir değişle o bir deha ya da tanrı mıydı?
Peter Economides, 7-8 Aralık tarihlerinde İstanbul’da yapılacak “Müşteri Çağında Pazarlama Zirvesi 2011”in konferans başkanlığını üstlenecek
Bu soruyu Apple ‘a danışmanlık verdiği sıralarda onunla çalışma fırsatı bulan Peter Economides ‘e sordum. Peter, Apple, Coca-Cola, Nike, Citibank ve Olimpiyat Oyunları’na marka danışmanlığı yapmış, TBWA ve McCann Erickson gibi ajanslarda ülke başkanlığı ve ajans başkan yardımcılığı görevlerini üstlenmiş önemli bir pazarlama gurusu. 7-8 Aralık tarihlerinde İstanbul’da yapılacak “Müşteri Çağında Pazarlama Zirvesi 2011”in konferans başkanlığını üstlenecek. Bu etkinlikten önce İstanbul’ daki pazarlama blogcuları ile tanışıp onların bakış açılarını öğrenmek istemiş, MCT Danışmanlık ve Marjinal Porter Novelli ‘nin davetlisi olarak İstanbul’a gelmişti. Tahmin edebileceğiniz gibi o da bir Apple fanatiği. Hatta İstanbul’ da hava alanında avam görünümlü bir adamda kendi macbookundan gördüğünde ne kadar rahatsız olduğunu belirtecek kadar fanatik.
Yukarıda yazdığım soruları yönelttim. En başta onun gerçekten bir deha olduğunu söyledi. Ayrıca mükemmeliyetçi biri olduğunu ve ürün mükemmel hale gelene kadar hiç bir işlemden ve masraftan kaçınmayarak gereken herşeyi yaptığını söyledi. Çok disiplinli ve birlikte çalışması pek kolay olmayan biriymiş. Kendisinden sonraki zamanları da düşündüğünü, doğru zamanlarda doğru delegasyonları yaptığını, doğru insanları eğittiğini söyledi. Onun vizyonunu takip ettiği sürece Apple ‘ın başarısının süreceğini düşündüğünü söyledi.
Merak edenler için etkinlik fotoğrafları etkinliğin facebook hayran sayfasında mevcut.
Biliyorsunuz Türk Telekom grubu Marvel Comics ile bir anlaşma imzalamış ve Marvel karakterlerinin grubun ürünlerinde kullanması yönünde bir işbirliğine başlamışlardı. Bu kapsamda Türk Telekom grup şirketlerinden Sobee, Marvel’in Spider-Man, Iron Man, Hulk gibi süper kahramanlarını kullanarak oyun ve animasyon geliştirme ve yayınlama hakkına sahip oluyordu.
Anlaşma kapsamında, Marvel tarafından geliştirilen süper kahraman karakterleri, Türkiye için uyarlanabilecek ve Türkçeye tercüme edilebilecekler. Anlaşma dahilinde Marvel’e ait kısa metrajlı animasyon filmleri, İnternet ve GSM telefonları üzerinden ulaşılabilecek TV dizileri ve oyunlar gibi ürünler var. Aynı zamanda Türk Telekom, Marvel ürünlerinin satılabileceği online veya offline mağazalar açabilecek.
İşbirliği çerçevesinde Sobee, Marvel’in çocuklara yönelik İnternet sitesini Türkçeye çevirecek ve Marvel’in en popüler kahramanlarını kullanarak animasyon geliştirme ve yayınlama hakkına sahip olacak. Buna ek olarak, Sobee Marvel karakterlerini kullanarak yeni flaş oyunlar geliştirebilecek.
Sobee’ nin Marvel karakterlerini kullanarak geliştirdiği projelerden en yenisi Süper Can oyunu. ( Süper Murat Can ‘dan esinlenmiş olabilirler ) Oyunda Türk Telekom ‘un tabiriyle Türkiye’nin ilk süper kahramanı Süpercan (Evet kesinlikle Süper Murat Can ‘dan esinlenmişler ) arkadaşları Örümcek Adam, Hulk, Wolverine ve Iron Man ile istilaya uğrayan Dünya gezegenini uzaylılardan kurtarıyorlar. Oyunda kötü uzaylılar ağaçları keserek, çevreye tehlikeli atıklar yayarak dünyayı felakete sürüklemeye çalışıyorlar. Oyun çocukların aileleri ile birlikte oynayabileceği şekilde tasarlanmış ve hem eğlendirici, hem de öğretici olmayı hedefliyor.
Sitenin lansmanı 9 Mayıs ‘da yapıldı ve yetkililerin söylediklerine göre takip eden 2 haftada 1 milyondan fazla ziyaretçi görmüş durumda. Türk Telekom yetkilileri bu sayıdan gayet memnun görünüyorlar.
Ben de oyunu oynamak için websitesine girdim. “Oyunu İndir” linkini görünce biraz hayal kırıklığına uğradım. Gayet de tarayıcı tabanlı oynanabilecek bir oyunu 350+ MB ‘lık bir dosya indirerek oynamak zorunda kalmak açıkcası hoşuma gitmedi. Herkesin indirmesine açık bir dosyanın kırılarak trojan saçan bir suç aletine dönüştürülmesi de ihtimaller dahilinde. Yani bu site haricinde başka bir yerden bu oyunu indirip kurmamanızı tavsiye ediyorum. Ev kullanıcıları açısından bakıcak olursak çocuklara yönelik bir uygulama olması ve Türk Telekom ‘un güvenilir imajı yüzünden risk algısının da ciddi anlamda düşük olacağını tahmin ediyorum. Bu yüzden dikkatli olunmalı.
Oyunu kurduktan sonra aktivasyon ekranı ile karşılaştım. Türk Telekom sabit hattımdan arama yapıp kayıt olmamı istiyorlar. Bu aşamayı aştıktan sonra oyunu oynamaya başlayabiliyoruz. Türk Telekom müşterisi olmadığım için bu ekranı geçip oyunu oynamaya başlayamadım. Zaten Türk Telekom müşterisi olmadığım için Tivibu ve Tivibu Ev gibi hizmetlerden de yararlanamıyordum. Şaşırtıcı olmadı.
Markasına duygulara hitap edecek bir kimlik oluşturmaya çalışan Türk Telekom’un bu bağı sadece mevcut müşterileri ile kuruyor olmasını yadırgıyorum. Halbuki pazarlamada eğlence faktörü farklı tercihleri olan farklı tüketici topluluklarını bir araya toplayabileceğiniz yegane unsur. Ne ciddi gelir elde etmek potansiyeli olan diğer servisleri, ne de satıştan daha çok markasına ciddi değer katacak buna benzer eğlence araçlarını sadece mevcut müşterilerine sunmasını, diğer tüketiciden sakınmasını mantıklı bulmuyorum. Tekel bile olsalar hiç bir şirketin üye sayısını arttırmamak gibi bir hedefi olamaz.
Diğer yandan yapılan lisans anlaşması ve bunun sağladığı imkanların Türk Telekom için önemli olduğunu düşünüyorum. Yan ürün satışlarından hatrı sayılır bir gelire ulaşacaklardır. Abone başına kazandıkları gelir de artacaktır.
Bugün dünyada bütün telekom şirketlerinde bir dönüşüm trendi var. Artık hiç biri sadece telefon hizmet sağlayıcısı olarak kalmıyor, teknoloji şirketi kimliğine bürünüyorlar. Müşterilerine yeni yeni, çeşit çeşit servisler sunuyorlar. Türk Telekomun özelleştirildikten sonra yeni yönetimin aldığı yatırım kararları da bu vizyonla atılmış adımlardı. Son yıllarda artan satış ve karlılık değerlerinde alınan bu kararların da pay sahibi olduğunu söylemek mümkün.
Tabi şirketler henüz yolun başındalar. Zamanla hem servislerin çeşitliği, kalitesi artacak hem de şirketler arasındaki rekabet … Yakın bir gelecekte evinizde IP almayan ve internete çıkmayan cihaz kalmayacak. Bu teknoloji devriminin bize ne kadar yakın olduğnu anlatan bir yazı yazmıştım daha önce. Merak edenler buradan okuyabilirler.
Spor yapanlar için birçok markanın birçok uygulaması mevcut ancak bu sefer düzenli spor yapamayan, başlasa bile sürekliliği sağlamayanlar için düşünülmüş bir proje var. Reebok spor yapamayanlara “kendinize bir söz verin ve bu sözünüze sadık kalın” diyor. Size yardımcı olabilmesi için de “The Promise Keeper” projesini yayına alıyor.
Hem bir ürün sitesi, hem spor sevenler için bir sosyal ağ hem de mobil uygulama olarak sizlere sunuluyor.
Site aslında Reebok ‘un koşu ayakkabısı ZigTech ‘in tanıtılması için yapılmış. Bu ürün ile ilgili daha fazla bilgi alabileceğiniz linkler mevcut. Direk satışa da etki edebilecek bir proje olmuş.
Ben de spor yapamayan, oturarak çalışan ve son zamanlarda aynaya baktığında kendini X-Men ‘de ki Senator Kelly ‘nin mutasyon geçirdikten sonra dönüştüğü canavara benzetmeye başlayan biri olarak bu proje fikrinden çok keyif aldım. Aslında spor yapmak konusunda da motive oldum diyebilirim. Tabi esas motivasyon kaynağım Senator Kelly Hatta bir spor ayakkabı almalıyım diye de düşündüm.
Şimdilik herşey güzel. İşte bu noktadan sonra satın alma süreci ilginç şekilde ilerliyor.
Alışveriş merkezlerinde satış promosyonu yapan sucuk firmalarını görürsünüz. Stand açarlar ve sucuk pişirirler. Sucuğun kokusu ile sizi güdülendirip satın alma yapmanızı hedeflerler. Bu çalışma nispeten başarılı olur ve çoğu zaman sizin güdülenmenizi sağlar ancak siz orada size ürün ikram eden markayı değil her zaman tercih ettiğiniz güvendiğiniz markayı tercih edersiniz. Yani güçlü olmayan markanın satış promosyonu ciddi anlamda rakiplerine fayda sağlar.
Kaliteli imajını çok zaman önce kaybetmiş Reebok da buna benzer bir sıkıntı yaşayabilir.
Genel olarak projeden bahsetmem gerekirse.
Facebook hesabınızla ya da kendiniz elle girerek bir hesap oluşturuyorsunuz. Gerekli bilgilerinizi oluşturuyorsunuz. Site Facebook’dan ikinci ismimi çekmedi. “Murat Demir” olarak görünüyorum. Bunu düzeltmeme de izin vermedi.
Bir vaat imzalıyorsunuz, buna sağdık kalacağınıza söz veriyorsunuz. Hatta sosyal ağlarda bu sözünüzü yayıyorsunuz. Buna göre cesaret puanınız artıyor. İmzalamazsanız size korkak tavuk diyorlar ve eğlenceli bir video seyrediyorsunuz.
Takvime koşu günlerini giriyor bunu outlook ya da google calendar ile synch edebiliyorsunuz. Spor gününü facebookta ve twitter’da yayıyorsunuz. Sporunuzu yaptıktan sonra “yaptım” derseniz yine sosyal ağlara bunu eğlenceli bir şekilde yayabiliyorsunuz.
Bir şekilde motive olduysanız motivasyonunuzun sürekli kalmasını “arkadaş baskısı” kurarak sağlamak istiyorlar. Size moral vermesi açısından da söz verdiğiniz twitler ünlü sporcular tarafından retweet ediliyor ya da facebook ‘da size motivasyon videoları yayınlanabiliyor.
Mobil uygulamanızda da bütün bu özellikleri takip edebiliyorsunuz ve gps üzerinizden hangi rotada koştuğunuz ve kaç km yol kattetiğinizi görebiliyorsunuz.
Aşağıda projeyi anlatan çok güzel bir video var. muhakkak izleyin
Ben de bu uygulamaya ilk koşumu girdim ve pazar günü havaların da güzel olmasını fırsat bilerek spor yapmaya çıkıyorum. Bahara güzel bir başlangıç olacak. Ne kadar az toksin, o kadar mutlu insan
Günümüz dünyasında artık birçok firma benzer kalitede ürünler üretiyor ve bunların satış/sunum sekilleri birbirine çok benziyor. Tüketicinin rakipler arasında farklılık algısı sıfıra yakın durumda. Bir nevi idrak dolgunluğa erişilmiş çünkü aslında herşey birbirinin aynısı görünüyor. Tercih edilebilmek için markalaşmak ve farklılık oluşturabilmek için inovasyon, izlenilmesi gereken yöntemlerin başında geliyor.
Marka sadakatı ve istenilen satışı elde edebilmek için muhakkak yeni yöntemler kullanılmalı. Bu yeni yöntemlerin itici gücü ise kuşkusuz teknoloji, özellikle de internet. Çevrimiçi ve çevrimdışı dünyanın hiç olmadığı kadar yakın olduğunu düşünürsek internet pazarlamacılar için daha önce mümkün olmayan birçok imkan sunuyor. Trendwatching.com sitesi Mayıs 2009 ‘da bu konu ile ilgili bir rapor yayınladı. Ben de üzerine bir sunum hazırlamıştım. Yeni yöntemler ve mevcut uygulamalar ile ilgili fikir verici bir çalışma oldu.
İnternetin pazarlama ve PR aracı olarak efektif olarak kullanılmaya başlanmasından sonra bu konularda alışkanlıklar bir hayli değişti. Çünkü aynı şekilde internet, tüketicilerin de satın alma kararını vermeden önce kullandığı en önemli bilgi edinme mecrası haline geldi. Bilgiye ulaşmanın kolaylığı, alternatifleri belirleme ve karşılaştırma aşamasında tüketiciye muazzam fayda sağlıyor. İnternet siteleri de buna çabuk adapte oluyor ve kendini bu şekilde değiştiriyor. Pazarlama dünyası da aynı şekilde bu değişime ayak uydurmak ve alışkanlıklarını değiştirmek zorunda. Yeni oluşan araçlar muhakkak kullanılmalı.
Dün İstanbul’a gelen ve “Realtime Marketing & PR” isimli bir seminer veren ünlü yazar, stratejist David Meerman Scott (twitter) bu konu ile ilgili yazılan en güzel kitaplardan bir tanesine sahip. Yarım sene önce hazırladığım, kitabın özetini içeren ve Türkiye’den örneklerle zenginleştirmeye çalıştığım sunumu aşağıda görebilirsiniz.