Nesnelerin İnterneti (IOT) Nedir ?

Daha önceki bir çok yazıda önümüzdeki yıllarda internet trafiğinin çok büyük rakamlara ulaşacağından ve özellikle mobil internet kullanımının çok yaygınlaşacağından bahsetmiştim.  Bu arada gelişen LTE, M2M teknolojileri ve yakınsama konsepti sayesinde her cihazın bir IP alacağını ve internete çıkacağını, bu da günlük yaşamımızda ciddi bir dönüşüme ve devrimsel değişikliklere sebep olacağına değinmiştim. Bütün bu gelişmeler hep birlikte bizi “Nesnelerin İnterneti” kavramına getiriyor. (Internet of Things)

Kabaca nesnelerin interneti; çeşitli haberleşme protokolleri sayesinde birbirleri ile haberleşen ve birbirine bağlanarak,  bilgi paylaşarak akıllı bir ağ oluşturmuş cihazları temsil ediyor. Günlük hayatta kullandığımız her nesne internete çıkıyor bir MAC ve IP adresine sahip ve birbirleri ile sürekli haberleşme halindeler gibi düşünebilirsiniz. Kevin Ashton tarafından 1999 yılında ortaya atılan bu kavram ilk başlarda RFID etiketleri sayesinde radyo frekansı üzerinden birbirleriyle haberleşen cihazları kapsıyordu ancak gelişen teknoloji ile konsept çok daha geniş bir vizyona erişti. Bu konsept sadece evimizdeki eşyaları ya da yoldaki trafik ışıklarını değil fabrikalarda üretim yapan makinaları da kapsıyor. Eşyalar düşünüyorlar ve karar veriyorlar.

Yani Internete bağlı olmak dediğimizde aklımıza ilk anda gelen bilgisayar, telefon, tablet gibi araçlar internete bağlı olan tek cihaz değiller. Bunların haricinde bir çok makina ve hatta günlük hayatımızda kullandığımız eşyalar da internete bağlı ve birbirleri ile haberleşiyor. 2008 yılında internete bağlı nesne sayısı yeryüzündeki toplam insan nüfusundan daha fazlaydı ve bu rakamın 2020 ‘de 50 milyar seviyesine çıkması bekleniyor. Bu arada eskiden bu kadar makinaya verebileceğimiz IP adreslerine sahip değilken,  Internetin yavaş yavaş IPv6 sistemine geçmesi ile birlikte yeterliden çok daha fazla sayıda IP adresine ulaşmış olacağız.

Şöyle bir senaryo düşünün;

  • Şehir dışında bir toplantınız var ve toplantıya trenle gidiceksiniz.
  • Müşteri sabahki toplantıyı 45 dakika ileri alıyor;
  • Arabanız deposunu kontrol ediyor ve tren istasyonuna gidebilmeniz için yakıt alması gerektiğini biliyor. Bu yakıt doldurma işleminin tahmini 5 dakika süreceğini hesaplıyor.
  • Aynı anda trafik durumu kontrol ediliyor ve istasyona giden yolda kaza olduğunu öğreniliyor, alternatif yol ise size 15 dakika kaybettirecek.
  • Tren ise 20 dakika rötar yapacağını bildiriyor.

Bunların hepsi yatağınızın başındaki saatinize bildiriliyor ve

  • Alarmınız 5 dakika daha geç çalıyor, bu da 5 dakika daha çok uyumanızı sağlıyor
  • Saatiniz arabanıza haber veriyor ve evden çıkış saatinizden 5 dakika önce çalışmaya başlamasını ve motoru ısıtmasını söylüyor.
  • Ayrıca kahve makinasına da 5 dakika daha geç çalışmasını söylüyor

Özetle herşeyin internete bağlı olduğu ve İnternet ‘in hava, su kadar önemli olduğu zamanlara doğru ilerliyoruz. Bu makinalar oldukça akıllı ve kendilerini daha akıllı hale getirmek üzere programlanmışlar. Dış dünyadan aldıkları veriyi birbirleri ile paylaşarak hem daha çabuk öğreniyorlar hem de birçok fonksiyonu daha kolay gerçekleştirir hale geliyorlar. Ayrıca donanım ve yazılım geliştirmeleri ile kapasiteleri arttırmak da her zaman mümkün. Bu makinalar hayatımızın her aşamasında bizi bilgilendirici ve yönlendirici olacaklar, hayatımızın her anından veri topluyor olacaklar. Öyle ki bir zaman sonra en büyük danışmanlarımız  hatta karar vericilerimiz olacaklar.