Otomotiv Sektörü ve Yeşil Teknolojiler

Otomotiv endüstrisini yeşil teknolojiler konusunda yeterince istekli olmamakla suçlamışımdır her zaman ve bu konuyu otomotiv şirketlerinin yöneticileri ile de tartıştım. Aldığım tepkiler teknolojik limitler ve olayın ticarileşmesinin fazla zaman alması sebebiyle mümkün olmadığı yönündeydi.

Elektrikle çalışan bir aracın bugün 170 km ‘den fazla gidemiyor olması ve hala makul satış  fiyatlarına indirilemiyor olması sebebiyle, önümüzdeki 10 sene daha sokaklarda elektrikli otomobiller görmeyi beklemiyoruz.

Kendimizi kandırmayalım, teknoloji limiti kabul edilebilir bir bahane değil. Çevresel anlamda belki de dünyaya en çok zarar veren sektör olan otomotiv sektörü yeşil teknolojilere  daha öncesinden olumlu bakmaya başlasaydı, bugün çok daha çevreci araçlar kullanıyor olacaktık. ama sektörün düşük karlılığı ve özellikle de doğunun üretim verimliliği ve ucuz iş gücü sayesinde batı ile girdiği fiyat rekabeti yüzünden yeşil teknolojiler her zaman bir kenara itildi. Ticari sebeplerden dolayı benzinden dizel yakıta geçiş süreci bile ne kadar sıkıntılı oldu.

Olayın ticari boyutu konusunda ise onlara telekom sektörünü göstermek istiyorum. Otomotive kıyasla çok genç bir sektör olmasına ve tüketicinin kullanım alışkanlıkları yeni yatırımların maliyetlerini karşılıyacak şekilde olmamasına rağmen, onlar yatırımlardan vazgeçmemişlerdir. Operatörler ve enstitüler finansal anlamda geri dönüşleri tatmın edici olmamasına rağmen geliştirmeye ve yeni teknolojilere yatırım yapmaya devam etmişlerdir.  Bu söylediklerim yeşil teknolojiler için de geçerli. Donanım üreticileri yıllardan beri çevreye daha az zarar verecek daha az güç tüketecek cihazlar geliştirmek için uğraşıyorlar.