Uzay Yolu: Bilinmeze Doğru Gösterime Girdi

Spock ve Kirk

Eski göz ağrımız Uzay Yolu serisinin alternatif evren verisyonunun yeni filmi “Bilinmeze Doğru” vizyona girdi. Uzay Yolu kültürüm daha çok Picard ve mürettabatı üzerinde yoğunlaşmış olsa da, Kirk ve Spock hala en popüler Uzay Yolu karakterleri. Bu arada 15 seneden fazla bir süredir teyzemin telefonunda “Mr. Spock” olarak kayıtlıyım, sanırım bir zamanlar saç kesimim O’na benziyordu. 

Film, Atılgan mürettabatının gelişmemiş bir gezegendeki yerli türün, volkan patlaması yüzünden yok olmamaları için lavların füzyon patlaması ile soğutulma girişimlerini gösterek başlıyor. Görevleri medeniyetleri sadece gözlemlemek olan Jim Kirk ve ekibi, ettiği yemine bağlı kalmayarak bir nevi “kadere” müdahele ettikleri gerekçesiyle akademi tarafından cezalandırılıyor ve rütbesi düşürülüyor.  Bu sahnede kitlelerin Tanrı inancına bir eleştiri ve “bilgi & insan tanrılar” konusuna küçük bir gönderme var.

Ekip geri döndüğünde asıl olaylar başlıyor.  Doctor Who ‘da Micky karakterini canlandıran (Amerikan filmlerinde İngiliz izleri görmeyi seviyorum)  Noel Clarke ‘ın, kızının hayatı karşılığında mensubu olduğu Starfleet Akademi ‘ye ihanet ederek, Londra ‘daki kütüphane ve arşiv binasını havaya uçurması ile film devam ediyor. Kızının hayatını kurtarma karşılığında ona bunu yaptıran ise süper asker ve süper entellektüel, filmin baş kötüsü Khan (Yine bir İngiliz; ) Film Kirk ve mürettabatının onunla mücadelesini anlatıyor. Devamını sinema salonlarında izleyebilirsiniz …

Uzay Yolu: Bilinmeze Doğru

Film; özel efektler ve aksiyon sahneleri açısından gayet iyi. Mürettabatın fizik kurallarını şu an bizim tecrübe edemediğimiz şekilde (teknolojimiz yok) tecrübe ediyor olması izlerken insana ayrı bir keyif veriyor. Atılgan gemisi, Dünya ve Kronos gezegenleri modellemeleri de aynı şekilde heyecan verici. Sırf bunların vereceği haz için bile seyredilebilir. 

Senaryosu sizi bir oraya bir de buraya sallayarak şaşırtmayı denemiş ama açıkcası kandırmayı başaramıyor.Detaylara dikkat ederseniz açıklama sahneleri gelmeden neyin ne olduğunu tahmin edebileceksiniz. Ayrıca  “what it takes to be a hero”  konusuna kural tanımaz, tutkulu J. Kirk ve kuralcı, analitik Spock ‘ın bakış açılarından bakılmış ve sonuç olarak hem ondan hem de diğerinden olursa süper olur diyerek bir yere bağlanmış. Kısa da olsa Leonard Nimoy’ u da filmde görmek güzeldi

Sanırım askerden yeni dönmüş olmam sebebiyle, filmde subay rütbelerinin çevirisine takıldım biraz. Film boyunca Lieutenant’ a (üst/teğmen) Yüzbaşı, Captain ‘a (Yüzbaşı)  Kaptan denmesinin yanlış olabileceğini düşündüm. Biraz araştırınca batı ordularında, karacıların yüzbaşısı ile denizcilerin teğmeninin denk olduğunu, karacıların albayı ile de denizcilerin kaptanının denk olduğunu öğrendim. http://en.wikipedia.org/wiki/Captain_(armed_forces)  Bu da kenarda genel kültür bilgisi olsun.

Merak edenler filmin fragmanını aşağıdan izleyebilir;